İletişimde Aristokratik Oligarşiden Demokrasiye Geçiş: #KLOUT

İletişim Dünyasında Aristokratik Oligarşi’den Demokrasi’ye Geçiş: Klout

Sosyal medyanın hayatımızda giderek daha fazla yer kapladığı günümüzde, önce sosyal medya mecralarının ölçümlenmesi ile başlayan süreç artık sosyal medya kullanıcı grupları ve bireylerinin de etkinlik seviyesini ölçümleme noktasına gelmiştir. Hiçbir şeyi unutmayan internet’in ilk ilgi alanı kanalların etkinlik seviyesini değerlendirmekti elbette ama şimdi en küçük birimlere kadar yayılmış bir ilgi alanı var. Bunu yapmaya çalışan en önemli araçlardan birisi de klout.com isimli sitedir ki; sosyal mecra kullanıcılarının (twitter ve facebook ile başlamış, şimdi on civarında site üyeliklerini ölçümlemektedir ayrıntı için siteyi ziyaret ediniz) etkinlik seviyesini –diğer bir deyişle herkesin çapını ölçmektedir.

Klout skorunuzun iyi olması size şimdilik küçük faydalar sağlamakla birlikte, gelecekte çok önemli getirileri olacağı ön görülmektedir. Bu konu ile ilgili Ali Erkurt’un konu ile ilgili denemesini (http://www.denemeyazilari.com/klout-skorunuz-neden-onemli.html ) ya da prohayat sitesinde ( http://www.prohayat.com/2011/08/18/klout-nedir-klout-score-ve-puani-ne-anlama-gelir-nasil-yukseltilir/ ) yazılarını okuyup fazlasını hayal edebilirsiniz. Bu ayrıntıyı sevgili Ali Erkurt’un yazısına havale edip konuma dönmek istiyorum. Peki bu etkinlik ölçümlemesi ne ifade ediyor bizim için? Sağladığı faydalardan ne anlıyoruz? Şüphesiz bir çok farklı bakış açısı geliştirilebilecek zengin içerikli bir konu; ancak ben biraz sosyolojik bir yaklaşım tercih ediyorum başlıktan da anlayacağınız üzere…

Aslında dünyanın büyük bir kısmı demokrasi ile yönetilmesine rağmen, özellikle uluslar arası organizasyonlar olmak üzere, teamülde bir oligarşi havası hakim diyebiliriz ki; güçlü ülkelerin –hatta bazen tek bir süper gücün- dünyanın kaderini değiştirebilecek konularda tek başına belirleyici söz hakkı olması bunun en önemli örneklerinden. Bu gibi durumları makro düzeyde mikro düzeye kadar örneklenmesi mümkündür. Farklı bir ifadeyle “elitlerin hakimiyeti” ya da “en iyilerin” yönetimi olan aristokrasinin esintisinden bahsedilebilir.

Şimdi iletişim dünyasına gelelim: burada genel iletişimle birlikte marka iletişiminden de bahsediyorum. Şöyle bir gözden geçirdiğimizde, çok da kafa yormadan göreceğimiz bir gerçek var ortada. Bu da, iletişim için seçilen kanallardan, mesajı iletmesi için seçilen yüzlere kadar hemen her şey elitlerin hegemonyası altında. Eski medya düzeninde, iletişim dünyasındaki “toprak ağaları” halen reklam gelirlerin en büyük payı almakta ve trendleri belirlemekteler. Halbuki çok daha fazla içerik üreten dijital medya henüz hak ettiği paya sahip değil ki; aldığı küçük payın paydaşları da ziyadesiyle fazla. Ama sosyal medya içindeki paylaşımın da çok demokratik olduğunu söylemek imkansız –geleneksele oranla çok daha demokratik olduğu aşikar tabii ki.

Sosyal medyanın, geleneksele kıyasla daha demokratik olmasının –belki de en önemli- sebebi çok daha rahat ölçümlenebilir olmasıdır bence. Ve buradaki ölçümleme, dijital reklamcılık için, en küçük birimine kadar önem ifade eder ve iletişim kabiliyeti nispetinde tüm birimlere hakkını, az ya da çok, verir. Gelenekselde ise, dijitalleşenler, haricin top5 ya da bilemediniz 8-10 kanal haricinde bu alandan pay alabilen çok azdır. Mesaj sözcüleri için bu sözlerin muadillerini sarf etmek mümkün. Markaların tercih ettiği yüzler, astronomik rakamlar kazanırken, fısıltı gazetesindeki iletkenler, faaliyetlerinden hiçbir şey elde etmiyorlar. Çünkü, bahsi geçen “mesaj sözcüleri”nin popülariteleri ölçümlenmiş ve kanıtlanmıştır.

İşte Klout tam da burada devreye giriyor. Klout, meclise girmek için seçim barajının düşmesi gibi bir şey. Yani, oligarşiden demokrasiye, çoğulcu demokrasiden bütüncül demokrasiye geçişin simgesi aslında. En küçük birimlerin dahi etki alanının ölçümlenebilmesini sağlayan bir araçtır. Klout gibi etki alanını en küçük değerlere kadar ölçümleyen ve gelecekte buna göre ödüllendirmesi beklenen organizasyonlar yeni bir trendin ivme kazanacağı noktayı işaretlemektedir.

Bu araçlar sayesinde sadece belli bir limitin üzerinde etki alanına sahip birimlerin edine bildiği faydaların çok daha aşağılara kadar pay edilmesi sağlanmaktadır. Ya da başka bir deyişle, bu organizasyonlar,  genel kabul görmüşlerin dışında da etki alanlarının olduğunu belirten, ölçümleme imkanları limitlerinin –teknoloji sayesinde- çok daha küçük etki alanlarına erişebilmesinin sembolüdür.

Şunu da belirtmeden edemeyeceğim ki; Klout demokratik bir araçtır sadece (seçimler gibi), ama barajları 10%lardan 0’a çekebilecek olanlar yine demokrasiyi yönetenlerdir. İletişim dünyasında, istatistiki olmayan bir gözlemle, diyebilirim ki bu baraj 80-90% civarında gibi görünüyor. Ancak internet ve teknoloji değişim, devrim ve yeniliklerin gündelik faaliyet niteliğinde gerçekleştiği bir dünya. O nedenle, ülke demokrasimizin 88 yılda yüzde 10’un altına indiremediği temsil hakkını, dijital dünya çok daha kısa sürede belirttiğim rakamların çok altına indirecektir. Ben umutluyum. O yüzden hesaplarınızı Klout.com sitesinde kaydedip etkinlik seviyenizden haberdar olmanızı ve bunu geliştirmenin yollarını aramanızı öneririm.

ha bu arada klout skorunuzla ilk ödülünüzü almak istiyorsanız; Audi le mans duvar kağıdı için https://www.facebook.com/audi?sk=app_171766392885658

Advertisements