Kaba Sanayi’den LoveMark: Filli Boya

         Kaba Sanayi’den LoveMark: Filli Boya

İnsanlara “lovemarklarınız nelerdir?” diye sorduğunuzda alacağınız cevapların çoğu; moda, otomotiv, bilgi teknolojileri, internet ve hızlı tüketim sektörlerinden olacaktır. Peki ya inşaat sektörü gibi, kaba algılanan ve birçok tüketicinin direkt müşteri olmadığı, bir alandan aşık olunan marka çıkar mı? Evet çıkar! İşte Filli Boya

Boya sektöründe, pazarlama alanında çalışmış birisi olarak, Filli Boya’nın markalama ve marka iletişimi faaliyetleri, beni her zaman kıskandırmış, hayran etmiş ve bana ilham vermiştir. Dile kolay; böyle bir sektörde marka olmanın ötesine geçip, marka aşkı yaratmak zor iştir. Hem de, sektöründeki tüm büyük markalardan çok daha genç bir firmadır kendileri. Buna rağmen, en son araştırmalarımda, Türkiye boya pazarının, yaklaşık, dörtte birini ellerinde bulundurmaları, ne kadar çok sevildiklerinin bir göstergesi elbette.

Peki nasıl bu konuma ulaşabildi Filli Boya?

Benim bu soruya cevabım: “doğru marka iletişiminin mucizesi” şeklinde olacaktır. Zira, rakipleri olan markaların daha kaliteli ya da kalitesiz boya ürettiğini söylemek adil olmaz. “Blind Test” yöntemiyle de kanıtlanmıştır ki, insanların kaliteli diye tercih ettikleri bir çok ürünü, markaları bilmeden kıyasladıklarında normalden farklı tercihler çıkmaktadır. Bu durum bir çok ürün kategorisinde de geçerlidir. O halde, tüketici zihninde, tercih etme sürecini manipüle eden algıların oluşturulması, çok büyük önem arz etmektedir. E Filli Boya’nın da bu konuda en iyi boya markası olduğu aşikar.

Ambalaj ve logo tasarımından reklamlara kadar, bayi tabelalarının güncellenmesinden marka iletişimine kadar her şeyi belirgin, doğru ve hem ürünün hem de markanın ruhuna uyumlu bir biçimde ve stratejik olarak gerçekleştiriyorlar. Aynı zamanda, bu konularda her zaman öncü konumunda olmayı da ihmal etmiyor Filli Boya.

Boya badana işlerinin hızlandığı, yaz sezonuna yaklaşılırken, Filli Boya’nın hep ilk sırada ve bomba gibi bir reklamla gündemimize düştüğünü hepiniz fark etmişsinizdir. Yani, kendileri başkasının hamlesini bekleyip ona göre hareket etmek yerine, ilk olmayı ve trend belirlemeyi tercih ederler. Böylece, her zaman zirvede ve kural koyucu olmalarına büyük bir katkı sağlarlar.

İletişimlerinde de mesajı genellikle söylemek yerine yaşar ve yaşatırlar. “çok sevildiğimiz için mi çok iyiyiz, yoksa çok iyi olduğumuz için mi çok seviliyoruz” sloganlı son reklam kampanyalarını unutanınız yoktur herhalde. Peki o reklamda kullanılan ünlüleri hatırlıyor musunuz? Hülya Avşar, Yavuz Bingöl, Azra Akın, Saba Tümer, Mor ve Ötesi vs. Ne kadar farklı kişilikler değil mi? Yani ne kadar farklı renkler..

 

Biz siz’iz diyor Filli Boya; “sizin renginiz ne ise, biz de o’yuz ve o renkten bizde var!” diyor müşterilerine. Bu strateji –her şeyden biraz stratejisi- her marka ya da ürün için tutmaz; dikkatli olunuz, ama mesele renk yaşatmak olunca işler değişiyor tabii ki. Ayrıca bahsi geçen reklamdaki kalp kullanımı ve sevilme vurgusu da imaja ciddi katkı sağlıyor. Sloganın sempatik megaloman tavrı, hem reklamın hem de markanın genel dokusuna muhteşem uygunluk göstermesinin yanı sıra, cümle sonundaki “işte bunu bilemiyoruz!” ile tüketiciyi de düşünmeye ve dahil olmaya çağırıyor. Siz de bilirsiniz ki; “call to action” stratejisi her zaman işe yarar. Burada tam olarak, böyle bir stratejiden bahsetmek mümkün değil tabii ki ama, yine de buna yakın bir espri taşıyor. Hatta bu tema üzerine bir sosyal medya kampanyası düzenlemeleri de çok mantıklı olurdu.

Aslında, renklere olan aşk ile tanımlanan futbol takım renklerini kullanması gibi, birçok örnek verilebilecek Filli Boya reklamları, insanları her zaman renklere olan tutku üzerinden, markaya olan tutkuya davet ediyor. Ve bence bunu çok iyi başarıyor.

Bu arada yalıtım konusunda da iddialı bir marka olma yolunda hızla ilerliyor ama bu marka genişletme atağının, ana markayı negatif yönde etkilememesini umuyorum. Bunun olmaması için ellerinden geleni yapıyorlar gördüğüm kadarıyla: Filli Boya Yalıtım isminin yanında Capatect ismini kullanarak bu riski abzorbe etmeye çalışmışlar biraz. Ayrıca reklamdaki espritüel yaklaşım da filli imajına doğru yaklaştırıyor ürünü. Tabi bu alandaki en önemli adımları, bence, Facebook üzerinden yürütülen çevreci sosyal sorumluluk projesidir ki; ben çok beğendim ve dahil oldum. Sizin de dahil olmanızı öneririm.

 

Ne diyelim; kendilerini tebrik ediyor ve bir sonraki reklam kampanyalarını merakla bekliyorum.

 

Mehmet Ali Karademir (The BrandyNoter)

 

Advertisements