Kelimeler Susar, Marka Konuşur: Luis Vuitton (Tambour Minute Repeater)

  Kelimeler Susar, Marka Konuşur: Luis Vuitton

Bir sürü reklam örneğiyle karşılaşıyorsunuz her gün ve hepsi değişik markaların farklı stratejilerini içeriyor. Bazılarında, stratejik içerikten bahsetmek pek mümkün değildir; sadece gündelik kampanyalar uğruna, marka kimliğinden çok uzak etkinlikler denilebilir bunlar için.

Ayrıca reklamın içeriği ile ilgili de farklı görüşler bulunmaktadır bu alanın profesyonelleri arasında; kimisi tamamen görselliğe yoğunlaşırken, diğer bir kısım, doğru bir metnin varlığı olmadan yapılan reklamları tamamen başarısız sayar. Bu noktada benim görüşüm ikisinin de önemli olduğudur ki; doğru tasarlanmalı ve markanın genel imajına uygun olmalıdırlar. Ancak, görselliğin, tüketici zihninde önemli yeri olduğunu ve marka algısına ciddi etkileri olduğunu biliyoruz. Zira tüketici zihninde, marka ile ilgili oluşan imaj, genellikle görsel çağrışımlarla desteklenmekte ve oluşmaktadır.

Peki, tek kelime etmeden marka ile ilgili hemen her şey anlatılabilir mi? Tamamen görsel öğelerden oluşan bir reklam düşünün. Bunun video ya da afiş vs olması önemli değil. Hiç söz olmadığını düşünün. Çok usta bir ressamın elinden çıkmış bir resim mesela… tüm olan biteni anlatabilir mi? Aslında cevabı içinde barındıran bir soru bu: çok büyük ustalık gerektirir bunu yapmak. Elinizdeki her şeyi; tüm ayrıntıları, akıllıca ve stratejik olarak kullanmanız gerekir. Hem markanın imajını anlatacak, hem o imajı daha da ileriye taşıyacak, hem ürünü anlatacak, markanın hitap ettiği segmenti ve konumlandırmasını vurgulayacak, hem de ürünün müstakil imajını aktarabilecek bir reklam nasıl yapılabilir?

“Bir marka tek kelime etmeden nasıl inşa edilir ve nasıl anlatılır; herkes görsün!” demiştim bu videoyu ilk izlediğimde. Onlar tek kelime etmemişler, benim de kelimelerle ifade edebilmem mümkün olmayacak sanırım. Madem anlatılmaz, yaşanır; öyleyse videoyu izleyelim ve kısacık reklamın analizini yapalım:

Evet, Luis Vuitton-Tambour Minute Repeater saati için hazırlanan videoyu izlediniz. Bu reklamın amacı yeni bir ürünü tanıtmak. Başarılı bir reklamdan beklenen en önemli özelliklerden bir diğeri de duyguları harekete geçirebilmesidir –herhangi güçlü bir duyguyu (mutluluk, öfke, sevgi, nefret, hayranlık vs). Bunun kararını elbette size bırakıyorum.

Peki, Luis Vuitton’un genel imajını vurgulamış mı reklam? Bence evet! Görüntü ve renkler her hali ile lüks ve asalet vurgusu yapıyor. Ayrıca reklamda kullanılan eski çantalar markanın köklülüğüne, çantaların ayrıntıları titiz işçiliğine, çantaların üzerindeki şehir/ülke isimleri uluslar arası kabul görmüşlüğüne vurgu yapıyor. Bunun da ötesinde; etiketlerin uçuş etiketleri olması ve geçmişte uçakla seyahat etmenin elitlere has, ulaşılmaz bir aktivite olduğunu da düşünürse; hangi sosyoekonomik gruba hitap ettiğini de kolayca anlarız.

Tanıtımda kullanılan müzik bile, tek başına, marka ile ilgili çok şey anlatıyor. Hem görsel öğelerle uyumlu hem de onların anlattıklarını daha da güçlendirir nitelikte bir müzik kullanılmış.

Ve ürün! “bildiğiniz Luis Vuitton’dan (çantaların arasından) çıkmış; yine mükemmel, en az onlar kadar lüks, en az onlar kadar şık, en az onlar kadar özgür ve özgün bir saat” işte reklamın anlattığı bu! Parıltılı, sağlam, şık, en ince ayrıntısına kadar özenle tasarlanmış ve yapılmış, kusursuz, köklü ve asil, ve tüm bunlar yetmezmiş gibi bir de modern = LÜKS

Advertisements