Kreatif Ajans vs. Dijital/Sosyal Medya Ajansları

Bugün İstanbul Teknik Üniversitesi, İşletme Mühendisliği Kulübü’nün düzenlediği, Bilişim Teknolojileri Zirvesi’nin (#btz2011 hashtag’i ile takip etmişsinizdir) ikinci ve son günüydü. Katıldığım paneller ve gün sonundaki Sosyal Medya Ödülleri organizasyonu yine çok keyifliydi. “Viral Enfeksiyon” olarak adlandırılan bir panel de katıldıklarımın arasındaydı. Konuşmacılar da tabii ki; viral işler konusunda yetenekli genç arkadaşlardı –hani şu “sütü seven kamyoncu” viralini hazırlayanlar.

Bu arkadaşların bazıları dijital ve sosyal medya reklamcılığı konusunda ses getiren işlere imza atmış, önde gelen ajanslarda çalışıyorlar ayrıca. Bu arkadaşlar bir soru sordum; “viral işlerin markaların bilinirliğini ya da satışları etkilediği malum; peki hiç markanın genel imajına, kimliğine, kişiliğine etkisini ölçümlediniz mi? Ya da ölçümleyebiliyor musunuz?” soru buydu!!

Cevap; “bildiğiniz gibi, viralin en önemli özelliği marka bilinirliğini artırmak!!”

Evet bu kadar…

Ben hep düşünürdüm, daha da kara kara düşünmeye başladım; reklam sektöründe olmalarına rağmen; dijitalciler ve sosyal medyacılar neden “marka” prensiplerinden hiç anlamaz? Nasıl olur da, bu konuya karşı bu kadar “cahil” iken, iş alabilirler? Reklam verenler nasıl güvenip markalarını teslim eder bu kişilere? Hiç anlamıyorum doğrusu…

Acaba benim bilmediğim bir jargonu mu var bu işin? Marka sahipleri, marka imajına yönelik kısımları kendileri mi yönetiyorlar? Yani bu bahsettiğim kitle sadece işin teknik fizibilitesiyle mi ilgileniyor ki?

Yine işinde uzman başka bir arkadaşımla; sosyal oyunlarda reklam uygulaması üzerine konuştuk geçenlerde yazdığım bir yazı vesilesiyle (https://brandynote.com/2011/12/06/konut-markalari-icin-reklam-mecrasi-cityville/ ). “Biz buna benzer bir uygulama yapmıştık” dedi. Nasıl bir uygulama olduğunu sorunca, bina hediye etme ve kira getirisini artırma üzerine olduğunu söyledi ve “Ülkemizde henüz bina hediye etme üzerine kurgular “daha pratik” çözümler olarak görünüyor” diye ekledi. Oysa benim yazımdaki tavsiyem, markaların bulundukları sektör ve marka imajını/kimliğini dikkate alarak yapılacak nokta atışı uygulamalar üzerineydi. İşte anlatmak istediğim bu; dijitalciler meseleye biraz teknik fizibilite olarak bakıyorlar sanki… “bina hediye edilebili; hadi edelim! Markamız oyuna girmiş olur” gibi bir yaklaşım söz konusu. Peki ne işi var IBM’in bina ile? Böyle bir uygulama TTNET, IBM markalarına ne katar? Hiçbir şey!! Sadece bilinirlik! Zararı olur mu bilmem ama; marka imajına hiçbir şey katmayacağını biliyorum!

Sosyal medya ajanslarının zamanla “lead” ajans haline geleceğini düşünüyordum –teknolojik gelişmeler ve yeni medya düzeni sayesinde- ama bu şekilde devam ederlerse, kreatif ajanslar sosyal medya ve dijital işlerine daha hızlı adapte olacaklar gibi. Çünkü marka yönetmek ya da iletiştirmek için teknik bilgi maalesef yeterli değil.

Advertisements