Demokratik Açılım; Klout

Sosyal medyanın hayatımızda giderek daha fazla yer kapladığı günümüzde, önce sosyal medya mecralarının ölçümlenmesi ile başlayan süreç artık sosyal medya kullanıcı grupları ve bireylerinin de etkinlik seviyesini ölçümleme noktasına gelmiştir. Bunu yapmaya çalışan en önemli araçlardan birisi de klout.com isimli sitedir ki; sosyal medya kullanıcılarının (twitter ve facebook ile başlamış, şimdi on civarında sosyal medya site hesaplarını ölçümlemektedir) etkinlik seviyesini –diğer bir deyişle herkesin çapını ölçmektedir. Peki çapımızın bilinmesi bize ne fayda sağlar?

Klout skorunuzun iyi olması size şimdilik küçük faydalar sağlamakla birlikte, gelecekte çok önemli getirileri olacağı ön görülmektedir ki; ABD’deki kullanıcılara sağladığı getiriler, şimdiden, ülkemizde olduğundan çok daha fazla. Peki bu etkinlik ölçümlemesi ne ifade ediyor bizim için? Sağladığı faydalardan ne anlıyoruz? Şüphesiz bir çok farklı bakış açısı geliştirilebilecek zengin içerikli bir konu; ancak ben biraz sosyolojik bir yaklaşım tercih ediyorum başlıktan da anlayacağınız üzere…

Aslında dünyanın büyük bir kısmı demokrasi ile yönetilmesine rağmen, özellikle uluslar arası organizasyonlar olmak üzere, teamülde bir oligarşi havası hakim diyebiliriz. Farklı bir ifadeyle “elitlerin hakimiyeti” ya da “en iyilerin” yönetimi olan aristokrasinin esintisinden bahsedilebilir. Bu gibi durumları makro düzeyden mikro düzeye kadar örneklenmek mümkündür.

Marka iletişimi ve genel iletişimde de durum bundan farklı değil aslında. Şöyle bir gözden geçirdiğimizde, çok da kafa yormadan göreceğimiz bir gerçek var ortada: Bu da, iletişim için seçilen kanallardan, mesajı iletmesi için seçilen yüzlere kadar hemen her şey elitlerin hegemonyası altında. Eski medya düzeninde, iletişim dünyasındaki “toprak ağaları” halen reklam gelirlerin en büyük payı almakta –halen bu konumu koruyorlar- ve trendleri belirlemekte idilerler. Halbuki çok daha fazla içerik üreten dijital medya henüz hak ettiği paya sahip değil ki; aldığı küçük payın paydaşları da ziyadesiyle fazla.

Sosyal medyanın, geleneksele kıyasla daha demokratik olmasının –belki de en önemli- sebebi çok daha rahat ölçümlenebilir olmasıdır bence. Ve buradaki ölçümleme, dijital reklamcılık için, en küçük birimine kadar önem ifade eder ve iletişim kabiliyeti nispetinde tüm birimlere hakkını, az ya da çok, verir. Gelenekselde ise, top 5 ya da bilemediniz 8-10 kanal haricinde bu alandan pay alabilen çok azdır. Markaların tercih ettiği yüzler için de aynı şeyler söylenebilir; onlar astronomik rakamlar kazanırken, fısıltı gazetesindeki iletkenler, faaliyetlerinden hiçbir şey elde etmiyorlar. Çünkü, bahsi geçen “mesaj sözcüleri”nin popülariteleri ölçümlenmiş ve kanıtlanmıştır.

İşte Klout tam da burada devreye giriyor. Klout, meclise girmek için seçim barajının düşmesi gibi bir şey. Yani, oligarşiden demokrasiye, çoğulcu demokrasiden bütüncül demokrasiye geçişin simgesi aslında. En küçük birimlerin dahi etki alanının ölçümlenebilmesini sağlayan bir araçtır. Klout gibi etki alanını en küçük değerlere kadar ölçümleyen ve gelecekte buna göre ödüllendirmesi beklenen organizasyonlar yeni bir trendin ivme kazanacağı noktayı işaretlemektedir.

Bu araçlar sayesinde sadece belli bir limitin üzerinde etki alanına sahip birimlerin edinebildiği faydaların çok daha aşağılara kadar pay edilmesi sağlanmaktadır. Yani,  genel kabul görmüşlerin dışında da etki alanlarının olduğunu belirten, ölçümleme olanakları limitlerinin –teknoloji sayesinde- çok daha küçük etki alanlarına erişebilmesi sağlanabilir artık. Daha açık bir ifade ile, tv kanallarına ve ünlü yüzlere milyonlarca lira vermek yerine, markalar, yüz binlerce kişiye 10ar liralık hediyeler vererek mesajlarını iletebilirler. Konvansiyonel iletişim tamamen son bulmasa da, bütçe dengesinin dijitale doğru kaydığı aşikar; ve bireyler de buradan paylarını alacaklardır.

Advertisements