Yaklaşın! Yeni Reklam Mecrası Buldum: Ad-mail değil Ad-In-Mail

e-mail’in reklam mecrası olabileceğini düşündünüz mü hiç? Yok yok öyle değil! Ne direkt web sitesi reklamı ne de e-mail marketing gibi bir şeyden bahsediyorum… biraz e-mail marketing, biraz facebook like butonu, biraz twitter’da share gibi ama tam olarak aynı değil… onlardan ilham alan bir şey.

Nasıl mı? Yaklaşın yamacıma anlatayım…

Önce iş’in organizasyon şemasından ve tarafların rollerinden bahsedeyim. Öncelikle “Hotmail” ve “gmail” gibi elektronik posta hizmeti sağlayan web siteleri bu organizasyonu destekleyen yazılım altyapısı oluşturmaları gerekir. Tabii ki buradan kira mahiyetinde gelir elde edecekler. Bu web sitelerinin, hizmeti son kullanıcısı olan, reklam verenlerle buluşması için dijital ajanslar aracı olacak.

Ancak buradaki en önemli fark şu noktada; e-mail kullanıcıları ulaşılmak istenen hedef kitle oldukları kadar, mesajı iletilmesinde kanal olarak algılanıyor. Çünkü aslında, mesaj “facebook”, “twitter” ya da “Hotmail” gibi büyük temel kanallardan, aşağılara homojen olarak yayılmıyor. Daha çpk; ağaç kökü gibi damarlı bir karakteristiği var. Ve bu koşulda, alt damarlardaki iletkenler ve “dinleyici kitlesi” olanların da önemsenmesi ve teşvik edilmesi gerekiyor.

Bu eğilimin faydalarından biri, alt kademelerdekilerin de yetenekleri karşılığında ödüllenmeleridir. Daha önce bunun ne kadar olumlu ve demokratik olduğundan bahsetmiştim klout ile ilgili yazımda (link https://brandynote.com/2011/12/31/demokratik-acilim-klout/ ). Hedef kitleye ulaşma adına sadece elitlerin ve aristokratların yetmediğinin göstergesi ve olumlu bir sonucu bu.

İkinci önemli faydası da mesajı doğru hedef kitleye dokunacak kadar yakınlaştırmak. “Doğru reklam nasıl olmalı?” sorusuna gelecek, şekille ilgili cevaplardan sonra, en ilk akla gelen özelliği doğru kanaldan en büyük potansiyele sahip hedef kitleye ulaşmak değil midir? Peki bir insanı, yakınlarından, iş arkadaşlarından, komşusun vs daha iyi kim tanıyabilir? Facebook’un il alanlarını takip etmesi, demografik özellikleri bilmesi (tabii doğruysa), yeterli mi? İşte bu bahsettiğim yolla, e-mail gönderen kişinin “tanıdığı kişiye” uygun, ilgisini çekecek reklamı seçip göndermesi temel prensip…

Veee her şey gerçek… tam olarak hayatın içinde… herkes ona dokunmak zorunda.  Reklam e-maili değil; gerçek bir iş çin, gerçek bir amaçla gönderilmiş bir mesaja iliştirilmiş/entegre edilmiş bir reklam. Ad-sense gibi en çok aranan kelimelerden değil, mesajın ulaşacağı kişinin aradığına uygun olacak ürün ve reklam. Nüfus müdürlüğünde kayıtlı olduğu yaşa göre değil; kendisini hissettiği yaşa uygun olacak mesaj…

Sanırım rolleri anlamışsınızdır: e-mail hizmeti sağlayan siteler, “gerçek kişi” olan kullanıcılarını bu sisteme dahil olmaları için teşvik eder ve bir ücret karşılığında istihdam eder. Kullanıcılar postalarına iliştirdikleri reklamları seçerken özenli davranırlar. Çünkü tüm dijital reklamlarda olduğu gibi, kendilerinde görüntüleme, tıklama ve aksiyon bazlı ücret ödenir. Ajanslar, reklam verenleri organize etmek ve ilgi çekici içerik hazırlamakla sorumludur. Ve reklam veren de bunlar için yeterli parayı ödemekle mükelleftir 🙂

Bu durumda, e-mail kullanıcısı; açılıp bakılacak içerikli posta gönderir ve posta alıcısının ilgisini çekecek reklamı (doğru mesaj) seçer e-postasına iliştirmek için. Reklam veren/e-mail kullanıcısı görüntüleme (CPM), tıklama (CPC) ve aksiyon (CPA) bazlı ücret öder/alır. Ajanslar ve e-mail hizmeti sağlayıcıları da hizmeti ulaştırma ve tasarlama hizmetleri karşılığında, bu işlemlerden komisyon alırlar.

Nasıl? Beğendiniz mi? Tartışalım bunu 🙂

Advertisements