Ne işi olur B2B’nin sosyal medyada?

Sosyal medya uzmanlarının”, özellikle de marka yönetimi bilgisine vakıf olmayanların, en çok takıldıkları konudur; B2B sosyal medyada ne yapabilir, nasıl bir iletişim stratejisi geliştirebilir?… Tabii bazıları da hiç takılmadan -aşırı özgüvenle- bu firmalara FMCG muamelesi yapıyor, bu da ayrı bir tartışma konusu.
Peki ne yapabilir B2Bler sosyal medyada? Bi kere CRM yapmazlar, çünkü müşterileri burada değildir… Hatta bazen müşterilerinin müşterileri bile burada değildir. O zaman hızlı tüketim markası gibi davranıp, vakit öldürmenin anlamı yok. Bu durum yarardan çok, duruş ve imajı zedeleyerek, zarar verir.

Ancak, müşteri ilişkisi yönetimi ya da marka iletişimi olarak da algılanan halkla ilişkiler(PR) için çok etkin bir mecra olduğu tartışılmaz bir gerçek. Gerek kurumsal markaların ürün markasına sağladığı somut gelirlerin belirsizliği, gerekse B2B ürünlerdeki kar marjı düşüklüğü, bu firmaları diğerleri kadar marka iletişimi yatırımı yapmaktan alı koyar. Bu nedenle, çok daha düşük maliyetlerle iletişim kurabilecekleri; birincil müşterisi olmayan fakat görüşleri ile yükselip alçaldıkları, halka dokunabilecekleri, sosyal medya alanları vazgeçilmez olmalıdır.

Gelin biz buna S-PRM (Social Public Relations Management) diyelim. Kurumsal sosyal sorumluluk projelerini bu mecralarda paylaşsınlar; şirket içi/dışı etkinliklerini, organizasyon katılımlarını buradan duyursunlar; yeni yatırımlarını toplam bir avuç insanın okuduğu gazetelerin yanında bir de milyonların görebileceği bu mecralarda anlatarak caka satsınlar. Her paylaştıkları ile etkileşim sağlayıp, halkın görüşü ile yeni dönem stratejisi inşa etmek, halkın desteğini sağlayarak devlet desteğinin göz kırpması da bonus.

BASF, Shell gibi firmalar, son kullanıcı seviyesindeki işlerinden edindikleri “know-how” sayesinde, sosyal medyayı B2B seviyesindeki işlerinde de gayet iyi kullanıyorlar. BASF’nin sadece video çekim maliyeti ile youtube’da yayınladığı tanıtımının rakipleri tarafından bile hayranlıkla izlendiğini biliyoruz. Ama Petkim’in, toplanan şişe kapaklarına finansal destek sağlayarak, engellilere tekerlekli sandalye almanın ötesine geçip mesleki eğitim almalarını sağladığını, kendi personeli dışında kimse duymadı mesela…

Ayrıca batılı firmaların insan kaynakları yönetiminde (HRM) sosyal medyayı bir araç olarak kullandıkları biliniyor. En temel seviyede, daha ayrıntılı özelliklerin gözlemlenebildiği LinkedIn bu alandaki en yaygın mecra. Ama bunun ötesine geçip, Twitter ve Facebook’tan işe alacağı kişiyi izleyen şirket sayısı hiç de az değil. Bunun var olan seviyenin ötesine gidip büyük oranda sosyal medya üzerinden yönetileceğine inanıyorum. Gelin buna da S-HRM (Social Human Resources Management) diyelim; ki burada ifade edilen işe alım sürecinin ötesinde “işveren marka imajının” da bu mecralarda yönetilerek, en kaliteli iş gücünün şirketi çekici algılamasını sağlamak ve hali hazırdaki personelin kendisini ayrıcalıklı hissetmesini sağlayacak etkinlikler de dahildir.

Bu konudaki ayrıntıları S-HRM odaklı ikinci yazıya bırakmayı tercih ediyorum ki burası yeterince uzadı. Özetle, B2B’nin sosyal medyada çok işi var, yeter ki bu işi bilen, onları anlayan ajanslarla çalışsınlar. Bu mecraya tüm şirketler gibi onların da önem vermeleri gerekir; zira bu mecraların YTL’nin başından giden “Y” gibi; “S”lerinden kurtulacağı ve evrimin tamamlanacağını ön görmek hiç de zor değil.
Advertisements