Çok İşi Olur B2B’nin Sosyal Medya’da

s-hrm, sosyal insan kaynakları yönetimiBu yazının ilk kısmı olan, “Ne İşi Olur B2B’nin Sosyal Medya’da” başlıklı yazımda, s-PRM (Social Public Relations Management) konusundan bahsetmiş, s-HRM (Social Human Resources Management) konusuna da kısaca değinmiştik. s-CRM (Social Customer Relations Management) konusu zaten, sosyal medyada, iş süreçleri yönetimi ile ilgili en çok irdelenen alan. Bu nedenle, söz verdiğimiz gibi, s-HRM konusuna ayrı bir başlık altında yeniden açmanın zamanı geldi. Öncelikle burada bahsedeceklerimiz, B2B ile birlikte tüm iş modellerinde çalışan firmalar için geçerli olacaktır; ancak marka yönetimi faaliyetleri daha kısıtlı olan B2B tarzı şirketler tarafından daha özenli ele alınması gerekir.

Peki neler yapılabilir insan kaynakları yönetimini sosyalleştirmek için? Sürecin bir kısmını sosyal medyaya taşımak adına nasıl adımlar atılabilir? Öncelikle şunu belirtmek gerekir ki; burada yazılanlarla yeni bir şey keşfetmiş olmayacağım. Zira dünyanın önemli markaları/şirketleri sosyal medyayı insan kaynakları ve iş veren markası yönetimi için yoğun olarak kullanıyorlar. Ülkemizden de LCWaikiki (Tema Mağazacılık) bunun güzel örneklerinden biri ki, çok örneğine rastlayamıyoruz maalesef.

Öncelikle, profesyonel yaşama odaklanmış olan sosyal ağlarda (LinkedIn, XING vs) varlık göstermek, bu konuda atılması gereken ilk s-hrmadım. Ancak, İK yöneticileri, lütfen burada bahsettiğimiz “varlık göstermek” tabirini, bir hesap açıp, resim ölçüleri profil resmi standartlarına dahi uymayan bir görüntü ile, hesabı kaderine bırakmakla karıştırmasınlar. Evet, bu tip örneklere, hem de devasa boyutta firmaların hesaplarında dahi, sıkça rastlıyoruz. Bu şekilde bir kullanım, yarar sağlamaktan çok zarar verecektir.

Sürekli güncellenen bir profille, potansiyel iş gücüne ulaşmak ve onlarla diyalog kurmak bu ağların ilk esası. Açık pozisyon ilanlarını, diğer tüm kanallarla senkronize biçimde, bu ağlarda da paylaşıp; sadece duyurmanın ötesinde, etkileşim konusu yapmak gerekir. Bu sayede adaylar, işin gereksinimlerini daha iyi kavrayacak, kendilerini daha rahat ifade edebilecek ve hatta –varsa- eksiklerinizi düzelteceklerdir. Böylece, belki de görüşmenin ilk aşaması, iki taraf için de daha az efor ve maliyetle, sanal ortamda tamamlanmış olur.

Tabii ki, etkinlik gösterilen sosyal ağ üyelerinin demografik istatistiklerini, kalifikasyon yapısını vs. strateji belirlerken temel almak gerekir. Verilen iş ilanından, iletilen mesajlara kadar her aşamada bu özellikleri dikkate almak, daha etkin sonuçlar elde ettirir.

İş ilanı vermek ve bunlar üzerinden diyalog kurmanın ötesinde; kurumsal markanızı anlatan, hedefleriniz işaret eden, beklentilerinizi tanımlayan vs. makaleler paylaşmak, sosyal sorumluluk projelerinizden haberdar etmek gibi farklı paylaşımlar da işveren markanızı güçlendirmekle birlikte, doğru kişilere ulaşmanıza yardımcı olacaktır. Bu paylaşımlar altında gelişen tartışmalar sayesinde aradığınız yetenekleri bulmanız çok daha kolay olur.

Profesyonel yaşama odaklanmış sosyal ağlar dışında, en yaygın kullanım oranına sahip Facebook, Twitter ve Pinterest gibi birçok sosyal ağ da İK yönetimi için faydalı olanaklar sağlıyor. Shell gibi büyük şirketlerin sadece İK için açtıkları ve yönetimini ciddiye aldıkları sosyal medya hesapları mevcut. Öncelikle Twitter’da potansiyel iş gücü ile, profesyonel/entelektüel diyalog geliştirmek gayet mümkün. Bununla birlikte bu sosyal medya sitesinde, aynı CRM ve PRM’de olduğu gibi, planlı ve stratejik mesajlar vererek, hem çalışanlarınız hem de çalışan adaylarınızın gözündeki işveren markası imajınızı yüceltebilirsiniz.

Facebook ise, yapısı sayesinde, çok daha zengin imkanlar sunuyor bu konuda. Potansiyel çalışanlarınızla ilgili Twitter ve LinkedIn gibi sitelerde yapabileceklerinizin hemen hepsine imkan tanımakla birlikte, halihazırdaki çalışanlarınız için etkili uygulamalar da yapılabilir. Temel olarak, grup kurma mantığından hareket ederseniz, hayal gücünüzle sınırlı bir etkileşim olanağı sunduğunu göreceksiniz. Örneğin, kapalı bir grup içerisinde tecrübeli/emekli çalışanlarınızla, genç çalışanlarınızı bir araya getirip, onların bilgi paylaşımında bulunmalarını teşvik edebilirsiniz. Şirketle ilgili anı paylaşımları da markanız için çok önemli etkiler yaratacaktır; markaları güçlendiren en önemli unsurlardan biri hikayelerdir. Bu durum işveren markası için de geçerli; tecrübelilerin anıları, gençlerin zihnindeki kurum kültürünü ve kurumsal markayı güçlendirerek, kuruma olan bağlılıklarını artıracaktır.

Aynı zamanda, kurum içi sosyal etkinliklerinizin, sosyal sorumluluk projelerinizin, sosyal medyada kapalı/açık gruplarda paylaşılması da hem içerideki hem de dışarıdaki iş gücünü size karşı olumlu fikir edinmeye yönlendirecektir. Tabii bunların hepsi, öncelikle sizin, çalışanlarınızı sosyal medyayı kullanmaya, hakkınızda konuşmaya vs. teşvik etmenizle mümkün. Eğer bunu yapacak cesaretiniz yoksa –içerideki uygulamalarınız hakkınızda olumlu konuşulmasını desteklemiyorsa, siz ne yaparsanız yapın, olumsuz söylentileri engelleyemezsiniz. Çünkü siz gözünüzü kapattınız diye dünyada olanlar yok değil; siz varlık göstermediğiniz için, sosyal medya yok değil. Siz olmadığınızda, başkaları kötü niyetle ya da iyi-ama-amatör bir yaklaşımla, sizin yerinize bu alanda varlık gösterecek ve sizin kontrolünüz olmayacaktır. Bunun örneklerine de çokça rastlıyoruz; sosyal medyada sizin önettiğiniz hesaplar yoksa, lütfen markanızı bir aratın. Bakın nelerle karşılaşacaksınız.

Personelin gittikçe öneminin daha da anlaşıldı profesyonel dünyada ve Marka Literatüründe, değeri hızla yükselen olgu “İşveren Markası”. Markanızı yüceltmek için etkili bir insan kaynağına, bunun için de değerli bir İşveren Markası’na ihtiyacınız var. Zaten oldukça yüksek olan pazarlama maliyetlerinin yanında, bu imajınızı en düşük maliyetle ve en etkili yönetebileceğiniz yer ise Sosyal Medya. Maliyetin de ötesinde, hazırdaki iş gücünün önemli bir kısmı ve yakın gelecekteki iş gücünün tamamı sosyal medya ile yaşıyor; o halde sanırım s-HRM yapmak zorundasınız.

Oldukça uzun bir yazı olduğundan, üzerinde konuşulmaya değer çok şey olan s-HRM konusunun geri kalanını hayal gücünüze bırakıyorum. Kim bilir, belki yakın gelecekte, genel anlamda “Sosyal Organizasyon Yönetimi’nden” bahsediyor oluruz –tüm iş süreçlerinin yönetildiği, çalışanların değişken, esnek ve özgür olduğu, şirketler arasında ortak çalışanların olduğu,  bir sosyal ağ yapısından…

Advertisements