Lüks Markaların Sosyal Medya Fobisi 2

sosyal medya - lüks marka iletişimiUzun zamandır (2-3 ay kadar) sosyal medyada dahi yazmaya çok fırsat bulamadım marka iletişimi ile ilgili… “el işleyince, çene dururmuş” demek ki; zira bu süre zarfında yeni iki markanın konseptini ve imajını tasarlamak için oldukça yoğun çalışıyor ve seyahat ediyordum. Neyse ki hafifletip yazmaya fırsat bulabildim sonunda; uzun zamandır fark ettiğim ve kaleme almak istediğim bir durumu aktarmak istiyorum. Bunun lüks tüketim alanında marka oluşturmak isteyen girişimcilere motivasyon olacağını umuyorum.

Bir sene kadar önce, “Lüks Markaların Sosyal Medya Fobisi” üzerine bir yazı yazmıştım. Orada bahsedilen, lüks markaların, çok ulaşılır olma, ayağa düşme, imajlarına zarar verebilecek etkileşimlere maruz kalma gibi kaygılarıydı. Ve bu Lüks markaların (özellikle süper lüks olanların), sosyal medya iletişimi ile ilgili fobilerinin yalnızca bir yüzüymüş. Diğeri ise daha vahim ve haksız kaygılandıklarını söyleyemeyeceğim bu defa. Bu korkuları, her marka için kaygı oluşturabilecek, yeni-rakipler korkusu…

Bu kanıya varmamda, birkaç viral etkili oldu. Bu virallerden önce, The Brand Age dergisinde lüks markalamanın prensipleri üzerine bir makale okumuştum. Makalenin yazarı, lüks markalama üzerine odaklanmış bir ajanstandı. Makalenin devamında ise, lüks olarak bilinen markaların yöneticilerinden, söyleşi niteliğinde bölümler yer alıyordu. Tuhaf olan şu ki; makalede lüks marka olmanın en temel prensibi olarak “köklülük/tarihsellik” faktörü sunulmasına rağmen, lüks marka olarak aktarılanlarn önemli bir kısmı o kadar da köklü değildi. O zaman, bu yazının, lüks markaların ortak bir PR çalışması olabileceğini düşünmemiştim; halen de emin değilim ama böyle bir zannım olduğunu gizleyemeyeceğim.

Bu fikre, daha sonra karşılaştığım iki viral (bir görsel ve bir video) nedeniyle kapıldım. Bunların ikisinde de, dünyanın en bilinen lüks markalarının, ne kadar eski tarihlerde kuruldukları, ne kadar köklü oldukları mesajı veriliyordu. Bahsettiğim göreseli aşağıda görebilirsiniz;

lux markalar

Bahsettiğim videoyu bulamadım maalesef ama onun yerine Luis Vuitton’un köklülüğe vurgu yaptığı video linkini paylaşıyorum:

Bu viraller bende, “lüks markalar ağız birliği etmiş” hissi uyandırdı. Şimdiye kadar asla ortak paydada buluşmayan ezeli rakipler, içine kimseyi almadıkları bir kulüp oluşturma eğiliminde olabilirler mi acaba?

Çünkü sosyal medya sayesinde, artık iletişim kanallarını etkin kullanan bir markanın, hedef kitlesine çok daha kolay ulaşabilme imkanı var. Tek mesele işinizi doğru yapmanız; hedef kitle beklentilerine uygun ürün ve deneyimler sunmanızdır. WOMM oluşturmak eskiye nazaran kıyaslanamayacak kadar kolay; zira lüks markalar için en gerekli olan şey, birilerinin sizi ballandırarak anlatmasıdır (WOMM).

İtalya’nın dağ köyünde çok iyi ayakkabı üreten amcanın ürününü, köylüsü olan bir mafya ağabey ya da zeytin yağı tüccarı amca giyip kasabasına/şehrine taşımış; o ensesi kalına özenen başka ağabeyler giymiş ülke sathına yaymış; sonra İtalya sevdalısı başka ülkelerden ağabeyler bu ürünleri kendi ülkelerine götürmüş… tabii ki 100 yıl gerek böyle bir yayılma için.

Tabii ki kişisel çevre ve özel ilişkiler gibi daha birçok etken vardır ancak işlerin artık böyle yürümediğini; lüks bir marka oluşturmak için bir asır gerekmediğini onlar da biliyorlar. Bahsettiğim dergi yazısında belirtilen, lüks marka olmanın diğer prensipleri ise, işinize aşıksanız, gayet ulaşılabilir faktörler. Yani rakiplerin artmasını engelleyebilecek; potansiyeli olanları demotive edebilecek tek etken olarak, “köklülük” kalıyor ellerinde.Luxury Hand Made Shoes

Burada, çıkan markaların kendilerine direkt rakip olabileceklerini kastetmiyorum muhakkak; ama pazarlamada rekabet seviyelerini hatırlarsak, bunun önemsenmeyecek bir durum olduğunu da söyleyemeyiz. Kastettiğim, lüks bir markanın kolay doğabileceği de değil; AŞK lazım elbette ve ayrıntılarda TAKINTILI olmak.

Advertisements